Dünya ülkeleri arasında en iyi ahlak kurallarına sahip olan toplumlardan biriyiz. Bu özelliğimiz gerek Türk örf ve adetleri gerekse İslam sentezi ile birleşerek  bize mükemmel bir farklılık katmıştır.

Daha dün hepimiz çocuktuk, içimizde mutlaka babamız bizimle niye ilgilenmiyor ? vakit ayırmıyor? sohbet etmiyor? kucaklamıyor? diyenlerimiz vardır. Belki simdi ayni şeyi bizim çocuklarımız da bizler için söylüyor yada düşünüyor olabilir mi?

Sofra Kültürü Düzenli beslenme alışkanlığını sağlayacaktır.

            İyi ve sağlıklı bir yemek öncelikle paylaşmaktan geçer. Dini inancımıza göre de nimetin bereketi paylaştıkça artar. Paylaşmak sevgi ve saygıyı doğurur ve insana mutluluk verir. Ayrıca yürüyerek yada ayaküstü bir şeyler yemek sağlıklı değildir. En önemlisi içerisinde ne olduğu belli olmayan çarşıda, pazarda ve seyyarlarda hijyenik koşullar dan uzak üretilip satılan yiyeceklerin insan sağlığına kesinlikle uygun olmadığını ‘da hepimizin  bilmesi gerekir.

Aile sofrası günde bir defada olsa fertlerin sorumluluklarını arttırıp, kendisine çeki düzen vererek son derece, saygı ve sevgi ile bireylerin bir araya gelmesini sağlar ve kişiye özel çeşitler olmadığı gibi menüde ne varsa herkes ondan yer. Aynı zaman da eşitliktir. Herkes bir birini görür, bir diyeceği varsa der, dinlemesi gerekiyorsa dinleyip mutluluk ta, acı da, hüzünde hep beraber paylaşılır .

Çocuklarımıza mutlaka sofra adabını öğretelim. Bir aile meclisi + sofra + birlikte kararlar  almaya destek olacaktır.  

Çocuklarımıza Yemek yerken nasıl davranmaları gerektiğini öğretelim. Sofralarımız herkesin sus pus oturduğu duygusuzca yemeğini yiyip kalktığı bir eziyet masası olmasın. Akşam yemeklerini mutlaka hep birlikte yiyelim. Aynı anda masaya oturup aynı anda masadan kalkalım. Çocuklar biraz acelecidir, yemekleri biter bitmez oyuna geri dönmek isterler. Çok küçük çocuklar için tolerans gösterilebilir ama daha büyükler için herkesin yemeği bitmeden masadan kalkılmayacağı konusunda özendirici olalım.

Masada olumsuz şeylerden bahsetmeyelim, günün eleştirilerini, yapılan yaramazlıkları yemek masasında dile getirip iştah kaçırıcı durumlar yaşanmasına fırsat vermeyelim. Herkesin gününü anlattığı, fikirlerini paylaştığı, hoş sohbetlerin yapıldığı aileyi bir araya getiren önemli bir aktivite olmalı akşam yemekleri. Sonrasında çocuklara sorumluluk verilmeli ve masayı toparlamada anne-babaya yardım etmeleri sağlanmalı.  Ailesinde sağlıklı yeme-içme alışkanlıkları kazanmış, sofra adabını öğrenmiş bir çocuk sağlıklı besinler tüketmeye özen gösterecek ve düzenli yeme alışkanlığı kazanmaya başlayacaktır.

Sofra kültürü sadece yeme içme alışkanlığı değil, aile bireylerinin birbirini görmelerine, sorunlarını dile getirmelerine ve bunlara çözüm üretmelerine olanak sağlayan kültürdür. Sofra kültürü bir nevi aile meclisidir. Tek başına yenebilecek yemekler; bireyselliğe, yalnızlığa, aileden kopmaya neden olur. Toplu yenebilecek yemekler; oluşan atmosferle, iyi ve kötü anılarımızı paylaşabileceğimiz fırsatlar sunar.    

            Çocuklarımızın elbette kendi akranları arkadaşları olacaktır. Onlarla da zaman geçirip programlar yapacaklardır. Bunun zaman sınırını da aile büyüklerinden izin alarak gerektiğinde kendileri belirlerler. Ama bir anne baba çocuğunun arkadaşlarının hepsini tanıyamayabilir, yada tam olarak ne tur alışkanlıkları var bilemezler. Çocuklara izin verilen zamanlarında uzaktan da olsa onları rahatsız etmeden kontrol edilmesi gerekir.

            Akşam yemeği veya  sabah kahvaltısının birlikte yapılması, Fast-food tarzı yaşam biçimi Kitle iletişim araçlarının sofra kültürüne ve aileye etkisi olumlu yönde ortadan kaldıracaktır. Unutmayalım ki bu gün dünyada obezite den ölenlerin sayısı açlıktan ölenlerin sayısından daha fazladır.

Aile sofrası beraberliği sağlar Ailesi ile yemek yiyen çocuklar kötü alışkanlıklardan uzak durur Aile sofrası bireyselleşmeyi önler Sofra kültürü, aile fertlerinin bir bütünün parçası olduklarını somut bir şekilde gösterir Geleneksel yemek kültürü, sofra kültürünü yaşatabilecek özelliğe sahiptir. Ailesi ile yemek yiyen çocukların her zaman daha az kilolu ve daha fazla görgülü oldukları görülmüştür.

Çocuklarımızın Sofra adabını da sizden örnek alacaklarını unutmayın.

- Yemekten önce el yıkamak sofrayı birlikte kurmak oturarak yemek yemek tabağa az konulan ilk miktarı tamamıyla bitirdikten sonra ikincisini istemek sofrayı birlikte toplamak gibi alışkanlıklar sürekli yapmayla edinilecektir. Küçük çocukları sofraya uzun süreler bağlamayın. İzin alarak sofradan kalkmalarını da alıştırın. Daha küçükleri de sabırları taşmadan sofradan ayırıp kendi başına yapabileceği başka bir aktivite sağlayın. Yemeğini yersen dondurma vereceğim” gibi rüşvet vermeler çocuğa yanlış hedef göstermek olur. "Ben tokum yemeyeceğim" dese de aile sofrasına eşlik etmesini istediğinizi ve bunun önemini anlamalarına yardımcı olun.  Sofra sohbetlerine katılmalarını cesaretlendirirken yetişkinlerin sıraları geldiğinde de sessiz durmalarına alıştırın. Kimse hep bir ağızdan konuşulan sofradan zevk almaz. Her fırsatta sofralarınıza akraba ve arkadaşlarınızı da katın ki modelleme imkanları ve alıştırma fırsatları çoğalsın. çocuklarınıza Yemeklerinizi televizyon önünde yemeye alıştırmayın. Yemek hepiniz için "aile zamanı" olmalı. Çocuklarınızın sofra adabını kazanabilmelerinin uzun yıllar alacağını unutmayın bu konuda sabırsızlık göstermemeye çalışın.   

ALLAH Resulünün (s.a.s) Sofra Adabı...

Allah Resulü, yemeğe “Ey Allah’ım! Bu nimeti şükrü yapılmış ve cennet nimetinin verilmesine vesile yapacağın bir nimet kıl.” duası ile başlardı.   Sağ ayağını diker, sol ayağının üzerine otururdu. “Ben sadece bir kulum! Kulun yediği gibi yer, kulun oturduğu gibi otururum.” derdi.

Hoşuna gideni yer hoşuna gitmeyeni yemezdi. Hiçbir yemeği kötülemezdi.  Suyu üç yudumda tada tada içerdi. Her nefesin başında Besmele çekerdi, sonunda da “Elhamdülillah” derdi.  Yemekten önce ve sonra ellerini güzelce yıkardı. “Yemeğin bereketi hem yemekten önce, hem de yemekten sonra elleri yıkamaktadır.” buyururdu.  Yemekten önce ve sonra bir miktar tuz tadardı. “Yemeğe tuz ile başlayıp tuz ile bitirenin vücudundan Allah Teâlâ yetmiş hastalığı alır.” derdi. 

Ayakta ve yürürken yiyip içmezlerdi.  Yemek kabına üflemeyi yasaklardı.  Ağızlarından bir şey çıkaracakları zaman sol tarafa döner ve bunu sol elleriyle çıkarırdı.  Toplu yemek yemenin bereketi artıracağını ifade eden Allah Resûlü, “Sofra konduğu zaman, hiç kimse, sofra kaldırılıncaya kadar kalkmasın. Ve karnı doysa bile, sofrada bulunanları mahcup etmemek için herkes doyuncaya kadar elini sofradan çekmesin. Doyduğunu hissettiren bir davranışta bulunmasın. Zira erken kalkmakla, kişi arkadaşını mahcup etmiş olur; o da, yemekten elini çekmek mecburiyetinde kalır. Ola ki, onun karnı henüz doymamıştır. buyurarak sofra adabına dikkat çekerdi. 

Bunun en etkili yolu, tatbiki her konuda olduğu gibi, onlara bu konuda da iyi bir örnek olmak, görerek öğrenmelerini sağlamaktan geçiyor. Ama bu tek başına yeterli olmaz; zaman zaman uyarılarda da bulunmanız gerekebilir. Fakat bunu yaparken de onları incitmeden, üzmeden uyarmaya dikkat etmek gerekiyor.

Sofrada Nelere Dikkat Edilmeli?  Sofra adabı Çocuklarımızın başına gelebilecek birçok kötü alışkanlıkları önleyecektir...

Aile sofrasını çocuğunuz için sofra adabı dersi haline getirmeyin. Böyle bir şey ona hem sofra adabı kurallarından, hem yemekten hem de sizden uzaklaştırır.   Çocuklarımız için meselelere olumlu tarafından yaklaşın. Her seferinde sadece hatalarını öne çıkarmak yerine, doğru yaptıkları şeyler üzerinde durun. Örneğin, servis tabağından kendi tabağına yemek alırken gösterdiği özeni övün.

Daha küçük yaştan başlayarak, arada bir sofrayı onu kurdurtun, neyin nereye nasıl konacağını gösterirken nedenini de açıklayın. Yaptığı her hata karşısında onu derhal çapulculukla suçlamayın. Onun yerine örneğin; “Bardağının yağlanmasını istemiyorsan, su içmeden önce elini ve ağzını peçetenle silebilirsin” deyin.  Küçük çocuğunuzu fırsat buldukça, hamburgerci gibi ayaküstü yemek yenen yerlere değil de, masa adabına dikkat edilen türden lokantalarda yemek yemeye götürün.  

Çocuğunuza Sofrada Yapılmaması Gerekenleri Anlatırken... 

Yemek yerken ağız şapırdatmak, ağzı aça aça çiğnemek ve ağızda lokma varken konuşmak yada su içmek hoş olmayan davranışlardandır. Sofrada surat asmak, yemeğe kusur bulmak, iç karartıcı, gerginlik yaratıcı, tiksindirici konulardan söz etmek.  Sofradaki diğer insanları ve yediklerini izlemek, lokmalarını saymak.  

Yemek bitince tabağı ileri iterek kendinizden uzaklaştırmak, arkaya yaslanıp ‘göbeğini okşayarak Off amma da çok yedim” “İşte bitirdim” gibi şeyler söylemek. Ağza rahatça çiğnenemeyecek kadar büyük lokma almak.  Yüksek sesle konuşmak.  Yemeği koklamak.  Konuşurken eldeki kaşığı, çatalı, bıçağı sağa sola sallamak. (Konuşurken çatalınızı bıçağınızı tabağınızı koyun.) Kaşığa ya da çatala bir kerede ağza alınamayacak miktarda lokma alıp hepsini birden yiyemeyince arta kalanını kaşık ya da çatalın üzerine çıkartılmamasına dikkat edilmelidir.

Sofrada yemekten sonra Şükür Duası Çok Önemli ...

Ey bizi nimetleriyle perverde eden SULTANIMIZ!  Bize gösterdiğin numunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba’larını göster.  Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet.  Bizi bu çöllerde mahvettirme.  Bizi huzuruna al. Bize merhamet et.   Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir.  Bizi zeval ve teb'id ile tazib etme.  Sana müştak ve müteşekkir şu muti raiyyetini başıboş bırakıp idam etme.  YA RAB! kusurumuzu affet bizi kendine kul kabul et.  Emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl.   Ruhumuzu cesedimize, kalbimizi nefsimize, aklımızı midemize hakim eyle.  Lezzeti şükür için isteyen kullarından eyle.    YA RAB! Resûl-u Ekrem Aleyhissalatü Vesselamın bereketi hürmetine  bize ihsan ettiğin maddi ve manevi rızkımıza bereket ihsan et! Amin!.

Osmanli ve Turk mutfagi | Has ascibasi | Ahmet OZDEMIR

Kaynak: Aşçı Haberleri

Haberler